banner43

Dünya Mülteciler Günü 20.06.2019

Dünya Mülteciler Günü 20.06.2019

Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu

20 Haziran 2019, 14:30
 
Bugün dünyaya sığınamayanların günü. Senede bir gün değil, her facia haberi mültecileri gündeme taşıyor. İşte sonuncusu olmasını dilediğimiz bir olay daha gazete manşetlerinde: Aralarında Filistin, Yemen, Somali ve Suriyeli göçmenlerin bulunduğu tekne, Bodrum açıklarında battı…


İnsan kaçakçıları umut yolculuğu kurbanlarının her birinden 5 bin avro almış… Hep böyle olmuyor mu?


Ekonomik, sosyal ya da siyasi nedenlerden dolayı iş bulma veya iltica gibi amaçlarla yasadışı geçişleri organize eden şebekeler tarafından, menfaat karşılığı, insanların çeşitli ülkelere götürülmesine ne denir: İnsan kaçakçılığı!


Son yıllarda yaşanan ve çok sayıda insanın dramatik şekilde ölümüyle sonuçlanan olayların en önemli nedeni ise, Ortadoğu başta olmak üzere, bazı Afrika ve Asya ülkelerinde yıllardır devam eden iç savaşlardır. 


Türkiye'nin komşuları Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Ermenistan ve Gürcistan'la 3 bin kilometrelik kara sınırı; 8 bin 333 kilometrelik de deniz kıyısı mevcut olup, her yıl binlerce sığınmacı bu sınırlardan yasal ya da illegal yollarla ülkemize giriş yapıyor. Bunların bir kısmı Türkiye'de kalırken diğerleri de Avrupa'ya geçmenin yollarını arıyor. Daha iyi bir yaşam umuduyla her yıl binlerce kişi, kaçak yolları kullanıyor. Dünya çapında bir sektör haline gelen insan kaçakçılığında bir yılda ödenen paranın 40 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Bunun yaklaşık 10 milyar doları ise Türkiye'de dönüyor.


İşin ceza hukuku boyutunu yoklayalım;


Türkiye, "göçmen kaçakçılığı" ve  "insan ticareti"nin de dahil olduğu uluslararası suçların önlenmesi ve cezalandırılması için "Uluslararası Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi" ile bu sözleşmeye ek "Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol"ü imzalamıştır.


Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) sözünü ettiğimiz antlaşmaları uygun bulmasıyla, bu sözleşmeler iç hukukumuzun bir parçası olmuştur (Anayasa/madde-90).


Türk Ceza Kanunu (TCK) revize edilerek "Göçmen Kaçakçılığı" suçu bağımsız bir suç olarak 79.maddede yerini almıştır.


Buna göre suçun meydana gelmesi için failin; "doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan"; 


- Bir yabancıyı ülkeye sokması veya ülkede kalmasına imkân sağlaması veya 


- Bir Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlaması 


gerekmektedir.


Bu suçta mağdurun rızasının varlığı, yani para karşılığı faille anlaşmış olması, fiili hukuka uygun hale getirmediğinden, suçun oluşumuna etkisi yoktur.


Yazılı ve görsel medyada sık sık rastlanıldığı üzere, göçmen kaçakçılığı suçunun mağdurları, genellikle kapalı kamyon kasaları ile ve çürük ve niteliksiz teknelerde, son derece sağlıksız ortamlarda tıka basa,  onur kırıcı ve tehlikeli şekillerde taşınmaktadırlar.


Bu durum, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak TCK madde 79'da "suçun mağdurlarının yaşamı bakımından bir tehlike oluşturması" veya "onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi" halinde verilecek cezalar yarısından üçte ikisine kadar artırılacağı şeklinde hükme bağlanmıştır.


Dünya Mülteciler Günü'nde temennimiz, insan kaçakçılarına ceza hükümlerinin etkin ve caydırıcı bir şekilde uygulanması olacaktır.


Sorunun çözümü için sadece ceza yetmez;


Başta AB (Avrupa Birliği) ülkeleri olmak üzere ABD, Rusya, Çin, Körfez ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan'a, kısaca tüm dünyaya büyük sorumluluk düşmektedir. Ancak elbirliğiyle mülteci sorunu aşılabilir ve dünya bu kardeşlerimiz için de sığınabilecekleri bir liman olur.

Yorum Gönder

@name x